Araba Sevdası

Araba Sevdası

La pasión por los carruajes

Recaizade Mahmut Ekrem · 1896 · 4 capítulos

Una novela satírica que critica la imitación de Occidente y la pretensión social.

Lee el comienzo

El texto original, cada línea seguida de su traducción.

Bağlarbaşı yoluyla Üsküdar’dan Çamlıca’ya giderken Tophanelioğlundaki dörtyol ağzından yaklaşık olarak yüz adım ileriye bakıldığında o geniş asfaltın bitişine doğru etrafı oldukça yüksek bir duvarla çevrili koruluk görülür.

Al viajar de Üsküdar a Çamlıca por la carretera de Bağlarbaşı, mirando aproximadamente a cien pasos de la intersección en Tophanelioğlu, se puede ver una arboleda rodeada por un muro bastante alto hacia el final de la ancha carretera asfaltada.

Oradaki koruluğa varıldığında asfalt ikiye ayrılır. Duvarla çevrilmiş olan koruluğun büyük bir kapısı vardır ki, iki yolun tam ayrıldığı noktaya denk gelir.

Al llegar a la arboleda, el camino se bifurca. La arboleda, rodeada por un muro, tiene una gran puerta que se encuentra precisamente en el punto donde se separan los dos caminos.

Sağ ve soldaki yollardan hangisine gidilse karşı tarafı o korulukla sınırlıdır.

Sea cual sea el camino que tomes, ya sea a la derecha o a la izquierda, el lado opuesto está bordeado por esa arboleda.

Koruluğun yanındaki duvar alçak olduğu için üzerinden hayvanların, özellikle de insanların girmemesi için tellerle çevrilmiştir.

El muro que hay junto a la arboleda es bajo, por lo que está rodeado de alambre para evitar que los animales, y especialmente las personas, lo trepen.

Fazla dik olmayan bir yokuş üzerindeki bu yollardan normal hızla dört beş dakika kadar gidilince boylu boyunca duvarla çevrilmiş olan korulukta küçük bir meydana varır.

Tras recorrer a paso normal durante cuatro o cinco minutos por estos senderos, que tienen una pendiente no demasiado pronunciada, se llega a una pequeña plaza en una arboleda rodeada por un muro.

Koruluğun burada da aşağıdaki kapının hizasında bir kapısı vardır. Yüksekten kuş bakışı bakıldığında konik bir şekilde görünecek olan koruluk burada biter ama iki yol yine de birleşmez.

La arboleda también tiene una puerta aquí, alineada con la puerta de abajo. Desde una vista aérea, la arboleda parece cónica y termina aquí, pero los dos caminos aún no se encuentran.

Küçük meydanın yaklaşık otuz adım ötesinde epeyce geniş ve yüksek bir alan üzerinde -eski mimarideki binaların benzeri olan enli saçaklı bir kattan ibaret bir bina ve bunun etrafında bazı büyük sayılabilecek ağaçlar vardır.

A unos treinta pasos de la pequeña plaza, en una zona bastante amplia y elevada, se alzaba un edificio de una sola planta con amplios aleros, similar a los de estilos arquitectónicos más antiguos, rodeado de algunos árboles bastante grandes.

Üst yanında ise birtakım selvi ve meşe ağaçları, vaktiyle kırılamayıp kalan ve bulunduğu yerin Sarıkaya ismiyle anılmasına sebep olan büyük büyük sararmış kayalar arasında, inişli yokuşlu terk edilmiş bir mezarlık bulunur.

En la cima, entre cipreses y robles, y grandes rocas amarillentas que permanecieron en pie y dieron al lugar su nombre de Sarıkaya (Roca Amarilla), se encuentra un cementerio abandonado situado en una ladera.

Geçtiğimiz küçük meydandan buraya kadarki mesafe hemen hemen beş dakikadır.

La distancia desde la pequeña plaza que acabamos de pasar hasta aquí es de aproximadamente cinco minutos.

Mezarlığı da geçince, iki yol hem birleşir hem de düzleşir. Buradan yine bir beş dakika kadar daha ileri yüründüğünde artık Çamlıca tepesinin eteğinde Kısıklı Köyü’nün çarşısına varılmış olur.

Tras pasar el cementerio, los dos caminos se unen y se enderezan. Caminando otros cinco minutos desde aquí, llegarás al mercado del pueblo de Kısıklı, al pie de la colina Çamlıca.

Buraya gelinceye kadar eğer yorulmadıysak tekrar aşağı doğru inelim de noktalarını ve sınırlarını belirlediğimiz yerleri inceleyelim. Doğal olarak bu incelemeye adı geçen koruluktan başlayacağız.

Si no estamos cansados ​​al llegar aquí, volvamos a bajar y examinemos las áreas cuyos puntos y límites hemos marcado. Naturalmente, comenzaremos este examen desde la arboleda mencionada anteriormente.

Burası Çamlıca Bahçesi ismiyle, İstanbul’da ilk açılmış olan bahçedir. Kim bilir kaç zamandan beri halkın ilgisini çekmediği için genellikle kapıları kapalı durur.

Este es el Jardín de Çamlıca, el primer jardín que se inauguró en Estambul. Probablemente ha permanecido cerrado durante bastante tiempo porque no ha despertado mucho interés entre el público.

Yazları veya özellikle bahar aylarında bu bahçeyi açtırıp da aşağıdaki kapıdan içeriye girseniz, beş on adım ilerleyip çevrenize şöyle bir bakınca son derece güzel ve ruhunuzu aydınlatan hoş bir bahçe içinde bulunduğunuzu hemen anlarsınız.

Si tuvieras este jardín abierto en verano, o especialmente en primavera, y entraras por la puerta de abajo, después de dar cinco o diez pasos y mirar a tu alrededor, te darías cuenta inmediatamente de que estás en un jardín sumamente hermoso y que enriquece el alma.

Çamlıca Bahçesi, yalnız düzenlendiği tarihte güzel görünmesi amacıyla değil; daha sonraları, yani zaman geçtikçe ağaçların büyümesi dikkate alınarak, korunabilecekleri şekilde meydana getirilmiştir.

El jardín de Çamlıca fue creado no solo con el objetivo de que luciera hermoso en el momento de su diseño, sino también con la posibilidad de preservar los árboles a medida que crecieran con el paso del tiempo.

O büyüklü küçüklü tarhlarının güzellik ve durumlarına bakarak ilk düzenlemesini yapan tabiat sever usta kim ise, sanatına hayran olur, her tarafını dikkat ve beğeniyle gözden geçirmeye başlarsınız.

Al contemplar la belleza y el buen estado de esos macizos de flores, tanto grandes como pequeños, uno admira el arte de quienquiera que haya sido el maestro amante de la naturaleza que realizó el arreglo inicial, y comienza a examinar cada parte con atención y aprecio.

Oradan geçenlerin meraklı bakışlarından korumak için kenarlara sıralanmış ve dalbudak salıvermiş salkım, aylantoz, at kestanesi gibi gölge veren ağaçlar ile, orta yerlerde yer yer dikilmiş çınar, kavak, manolya, salkımsöğüt gibi türlü türlü ağaçların ve bazı yerlerde gözün nurunun değil, güneş ışıklarının bile içerisine kolaylıkla nüfuz edemeyeceği surette sıklaşmış ormancıkların etrafında dolaşır, bunları dolayısıyla gönül alıcı bulursunuz.

Paseas entre árboles que proporcionan sombra, como espinos, castaños de Indias y otros arbustos, alineados a lo largo de los bordes para protegerte de las miradas curiosas de los transeúntes, y dispersos por las zonas centrales: plátanos, álamos, magnolias y sauces llorones; y en algunos lugares, pequeños bosques tan densos que ni siquiera la luz del sol puede penetrarlos fácilmente, y encuentras todo esto atractivo.

Biraz ilerleyince bir düzlüğün ortasında üstü kapalı, etrafı açık, kameriyemsi bir şey ve bazı kenar yollar üzerinde kulübe tarzında düzgün ve güzel, ufak ufak binalar gözünüze çarpar.

Un poco más adelante, verás una estructura cubierta, con los lados abiertos, parecida a un cenador, en medio de un claro, y a lo largo de algunos senderos laterales, pequeñas y bonitas construcciones de estilo casita.

Bunlardan kameriyeye benzeyen şeyin -özel günlerde müzik yapmak için çağrılacak çalgıcı takımına mahsus bir yer- o kulübelerin de bahçe içinde yiyecek ve içecek satmak için yapılmış büfeler olduğunu fark eder, bunları da beğenirsiniz.

Notarás que algunas de estas construcciones se parecen a cenadores —un lugar reservado para los músicos que son llamados a tocar música en ocasiones especiales— y que esas cabañas son en realidad puestos construidos dentro del jardín para vender comida y bebidas, y también te gustarán.

Biraz ileri gidince bir büyük göl, ortasında da hoş bir adacık...

Un poco más adelante, hay un gran lago con una pequeña y encantadora isla en el centro...

Bu adayı kenara bağlamak üzere düzgün olmayan bir şekilde çitten yapılmış tabii, güzel köprüler ve adanın üzerinde yine işlenmemiş ağaç dal ve kütüklerinden inşa edilmiş zarif bir köşk görür; bunlardan da çok hoşlanırsınız.

Encontrarás hermosos puentes, construidos de forma irregular con vallas, que conectan la isla con la costa, y un elegante pabellón en la isla, también construido con ramas y troncos sin trabajar; te resultarán muy agradables.

Nihayet yukarıdaki kapıdan çıkar, bahsettiğimiz küçük meydanda bulunan alan üzerinde, daha önce gördüğümüz binayı da yakından seyredersiniz.

Finalmente, se sale por la puerta de arriba y, en la pequeña plaza que mencionamos, se puede observar más de cerca el edificio que vimos antes.

Bu yapının bahçeye bağlı bir (gazino) olduğunu öğrenir, bahçenin her bakımdan mükemmel şekilde düzenlendiğini kabul edersiniz.

Te enteras de que esta estructura es un (casino) conectado a un jardín, y coincides en que el jardín está perfectamente dispuesto en todos los aspectos.

Lee el libro completo en la app, con audio y traducción con un toque.

Más libros en turco