Nutuk

Nutuk

El Gran Discurso

Mustafa Kemal Atatürk · 1927 · 18 capítulos

Un discurso monumental que presenta la fundación y la lucha de la Turquía moderna.

Lee el comienzo

El texto original, cada línea seguida de su traducción.

SAMSUN'A ÇIKTIĞIM GÜN GENEL DURUM VE GÖRÜNÜŞ

SITUACIÓN GENERAL Y APARIENCIA EL DÍA DE MI LLEGADA A SAMSUN.

1919 yılı Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım.

Llegué a Samsun el 19 de mayo de 1919.

Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir : Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşı'nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış.

La situación general y el aspecto del país eran los siguientes: el grupo al que pertenecía el Imperio Otomano fue derrotado en la Primera Guerra Mundial, el ejército otomano sufrió bajas en todos los frentes y se firmó un duro acuerdo de armisticio.

Büyük Savaş'ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı'na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar.

Durante los largos años de la Gran Guerra, la nación estaba exhausta y empobrecida. Aquellos que habían arrastrado a la nación y al país a la Primera Guerra Mundial huyeron, preocupados por salvar sus propias vidas.

Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa 'nın başkanlığındaki hükûmet âciz, haysiyetsiz ve korkak.

Vahdettin, quien ostenta el trono y el califato, se ha corrompido, buscando medidas viles que, según él, lo protegerán a él y a su trono. El gobierno encabezado por Damat Ferit Pasha es incompetente, deshonroso y cobarde.

Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.

Solo están sujetos a la voluntad del Sultán y dispuestos a aceptar cualquier situación que les permita protegerse junto con él.

Ordunun elinden silâhları

Armas tomadas del ejército

ve cephanesi alınmış ve alınmakta... İtilâf Devletleri, ateşkes anlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli bulmuyorlar.

Y se han incautado y se siguen incautando municiones... Las Potencias Aliadas no consideran necesario acatar los términos del acuerdo de armisticio.

Birer bahane ile İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul' da. Adana iIi Fransızlar; Urfa, Maraş, Ayıntap (Gaziantep) İngilizler tarafından işgal edilmiş.

Bajo diversos pretextos, las armadas y los ejércitos aliados se encuentran en Estambul. La provincia de Adana está ocupada por los franceses; Urfa, Maraş y Ayıntap (Gaziantep) están ocupadas por los británicos.

Antalya ve Konya'da İtalyan askerî birlikleri, Merzifon ve Samsun'da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette.

Unidades militares italianas se encuentran en Antalya y Konya, mientras que soldados británicos están en Merzifon y Samsun. Oficiales, funcionarios y agentes secretos extranjeros operan en todas partes.

Nihayet, konuşmamıza başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919'da, İtilâl Devletleri'nin uygun bulması ile Yunan ordusuda İzmir'e çıkartılıyor.

Finalmente, cuatro días antes de la fecha que tomamos como punto de partida de nuestra discusión, el 15 de mayo de 1919, el ejército griego desembarcó en Izmir con la aprobación de las Potencias Aliadas.

Bundan başka, memleketin her tarafında Hristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.

Además, en todo el país, las minorías cristianas están intentando, en secreto o abiertamente, lograr sus propios fines y objetivos privados, y provocar el colapso del Estado lo antes posible.

Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgelerle iyice anlaşılmıştır ki, İstanbul Rum Patrikhanesi'nde kurulan Mavri Mira Hey'eti illerde çeteler kurmak ve idare etmek, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla meşgul.

Según información y documentos fidedignos obtenidos posteriormente, ha quedado claro que el Comité Mavri Mira, establecido dentro del Patriarcado Ortodoxo Griego de Estambul, se dedicaba a formar y dirigir bandas en las provincias, organizar manifestaciones y reuniones, y llevar a cabo propaganda.

Yunan Kızılhaç'ı ve Resmî Göçmenler Komisyonu , Mavri Mira Hey'eti'nin çalışmalarını kolaylaştırmakla görevli.

La Cruz Roja Helénica y la Comisión Oficial para los Refugiados tienen la tarea de facilitar el trabajo del Comité Mavri Mira.

Mavri Mira Hey'eti tarafını,olan yönetilen Rum okullarının izni teşkilâtları, yirmi yaşından yukarı gençleri de içine almak üzere her yerde kuruluşunu tamamlıyor.

El Comité Mavri Mira, a través de sus organizaciones autorizadas para las escuelas griegas que gestiona, está completando su consolidación en todas partes, incluyendo a los jóvenes mayores de veinte años.

Ermeni Patriği Zazen Efendi de, Mavri Mira Hey'eti ile birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor.

El patriarca armenio Zazen Efendi también colabora con el Comité Mavri Mira. Los preparativos armenios avanzan al igual que los griegos.

Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde örgütlenmiş olan ve 4 İstanbul'daki merkeze bağlı bulunan Pontus Cemiyeti hiç bir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ve başarıyla çalışıyor.

La Sociedad Pontus, organizada en Trabzon, Samsun y a lo largo de toda la costa del Mar Negro, y afiliada a cuatro centros en Estambul, funciona con facilidad y éxito sin encontrar ningún obstáculo.

Lee el libro completo en la app, con audio y traducción con un toque.

Más libros en turco